Ne varmış Ne Yokmuşşş???

Sağda solda neler var çıkıp bir bakayım dedim.Üzerime de herzaman vazgeçilmezim olan kot eteğim ve beyaz lacoste’ımı giydim.Üstüne de vizon şalımı taktımmm, Burberry’lerimi de giydim miii hazırımm!!! Alışverişe giderken süslenmek hiç adetim değildir benim,genelde rahat kıyafetler tercih ederim, özellikle de ayakkabım rahat olmalı…Bu yüzden Fevzipaşa Cad. de topukluları giyip üstünede bir ton makyaj yapan insanları anlamakta güçlük çekiyorum.

Rahat mı onlar yani,mutlular mı sizce ???

etek_mngo_hrkakotn

ETEK: MANGO
T-SHIRT: LACOSTE
ŞAL: İPEKEVİ

HIRKA: KOTON
AYAKKABI: BURBERRY
ÇANTA: GUESS

Reklamlar

Namazlıkçı Geldi Hanımmm!!!

IMG_4348IMG_4337

IMAG0359-1-1IMG_20130331_204155-2-1

Renklenelimmmmm biraz!

Bugün yaz günlerinden kalma güzel mi güzel bir hava vardı.Biz de bu güzel pazar gününü kaçırmamak için eşimle Ortaköy’ün yolunu tuttuk.Bende yazlık eteklerimi çıkardım artık…Kot ceketimle de bir güzel de  kombinledim.Ohhh süper oldu! 🙂

IMG_4246

KOT CEKET: MANGO

ETEK: KOTON

ŞAL: ARMİNE

AYAKKABI: ATMOSPHERE

ÇANTA: (ARKADAŞIMIN HEDİYESİ)

Ali Amca Bugün Ne Giydi???

Berlin’de bir iş yerinin önü… İş yerinin sahibi, aslen Avustralyalı bir fotoğrafçı olan Zoe Spawton. Fotoğraflardaki kişi ise Ali amca… İki ismin yollarını birleştiren ise, Ali amcanın giydiği şık ve ‘otantik’ kıyafetler olmuş.

Ali amcanın kıyafetleri dikkatini çeken Zoe, geçen ağustos ayından bugüne fotoğraf makinesine sarılmış. Ali amcanın fotoğraflarını çekmeye başlayan Zoe, ‘What Ali Wore’ (Ali Ne Giydi) isimli moda blog’unu kurmuş.

44 yıldır Berlin’de yaşayan eski bir doktor olan Ali amca, şu an terzilik yapıyor ve tam 18 çocuğu var.

Çok uyumlu değil mi sizce  de:)

 

my lovely design!

İşte yeni tasarladığım, özene bezene kumaşını seçtiğim ve tam istediğim gibi diktirdiğim eteğim:))) İki farklı  kombinle de kullanabiliyorum. İlki Stradivarius’tan aldığım gömleğim diğeri ise Mango blazer ceketim. Gündelik olmasına rağmen oldukça şık ve rahat. Öyle değil mi???

IMG_4373IMG_4380IMG_4370

GÖMLEK: STRAVADIUS

KEMER: KOTON
ETEK: by ASLİMU
AYAKKABI: ATMOSPHERE
ÇANTA: GUESS
ŞAL: ARMİNE

BLAZER CEKET: MANGO

Mi Favorite

İşte İpekyol’dan çoooooooooooookkkkkkkkkk beğenerek aldığım krem tuniğimmmmmmmm, şeker pembe İpekevi şalım ve Mango çantam…Güzel olmuş değil mi? 😉

AYKB_F~2

Daha Az Uyumanın Sırrı

Daha az uyuyup,sabah  dipdinç kalkmayı  ve  günü daha verimli geçirmeyi o kadar çok  istyorum ki.İşte  bunu yapabilmenin yollarını araştırırken bir makaleye rastladım.Benim mantığıma çok yattı.Bakalım siz nasıl bulacaksınız?

imagesCAILYBAY

Lale, sabahları bir türlü uyanamamaktan son derece üzgündü. Saat çalıyor ama Lale uyku mahmurluğuyla saate uzanıyor ve saati kapatıp uyumaya devam ediyordu. Bu yüzden de bir sürü yere geç kalıyor ya da sabah yapılması gereken işleri yapamıyordu. Uykuya doyamıyor; sekiz saatten aşağı hiçbir uyku ona hiç yetmiyordu. Arkadaşı Merih ise günde üç dört saat uykuyla dolaşabiliyor; bu durumu hiç sorun etmiyordu. İki genç kız bazen birlikte kalıyorlar; Merih sabah beş-altı gibi kalkarken Lale sekizden önden önce yataktan doğrulamıyordu. Lale, Merih’in bu özelliğine gıpta ediyor; nasıl yaptığını soruyordu. Ancak Merih’te nasıl daha az uyku ile idare edebildiğini tam bilmiyordu. Neden bazılarının daha az uyuyarak yaşayabildiği ve bazılarının daha çok uykuya ihtiyaç duyduğu bir sır gibiydi. Bu konudaki kitapları okumaya karar verdiler.

Lale’nin okuduğu bir kitapta insanların yüzde üç-dördünün iki-üç saat uykuyla yaşayabildiği, yüzde elliden fazlasının ise sekiz buçuk saat uykuya ihtiyaç duyduğu belirtiliyordu. Geri kalanlar ise üç saat ile sekiz saat arasında bir uykuyla idare edebiliyordu. Peki bu farklar nereden kaynaklanıyordu?

Yapılan araştırmalar, 200 saat hiç uyumadan yaşayabilen insanlar olduğunu gösteriyordu. Bu bilgi, insanın hiç uykuya ihtiyacı olmadığını gösterebilirdi. Ancak 200 saatlik uykusuzluktan sonra zihinde ve ifadelerde karışıklık, bulanıklık hakimdi. Uyku ile ilgili kuramlardan bir tanesi, insanın günlük yaşamdaki bilgilerini uyku sırasında beyninin kitaplığına yerleştirdiğini iddia ediyordu. Uyunmadığı zaman bu dosyalama işlemi yapılamıyordu. Ancak bu konuda bir ayrıntı vardı. Yeterince uyunamadığı zaman bu dosyalama işlemi gerçekleşmiyordu. Uyku beş aşamalı bir süreçti. Dosyalama işlemi beşinci aşamada gerçekleşiyordu. Bu beşinci aşama “REM” denilen (Rapid Eye Movement-Hızlı Göz Hareketi) aşamasıydı. İnsanlar beşinci aşamada alt beyin rüyaları görüyor; gözlerde sanki bir aksiyon filmi izlercesine hızlı bir şekilde hareket ediyordu. Hızlı göz hareketlerini açıklayan tam bir kuram henüz gelişmemişti. Melih Arat bir söyleşisinde, beşinci aşamadaki uykudaki göz hareketlerinin beynin bir işlemi ters gerçekleştirmesiyle ilgili olabileceğini söylemişti. Uyanıkken göz gördüklerine ilişkin bilgiyi sinirler aracılığıyla beyne ulaştırıyor ve beyin onu bir resme dönüştürüyordu. Alt beyin rüyalarının görülmesi sırasında bunun tersi oluyordu. Beyin resmi kendi kendine görüyor; sanki onu gözüyle görüyormuşçasına gözlerine onu takip etmesine ilişkin talimatlar gönderiyordu. Melih Arat, neden bazı insanların az uyuyarak yaşayabildiğini, bazılarınınsa yaşamadığını açıklamak için de bir model bulmuştu.

Sekiz saat uyuyan sıradan bir insan belki dördüncü beşinci saatten sonra “Hızlı Göz Hareketi” aşamasına geçebiliyordu. Alarmlı saat çaldığında beyin o dosyalama işlemlerini tamamlamadıysa kişi kalkamıyordu. Kısa süre uyuyan nadir yüzde üçlük kesim ise, başını yastığa koyar koymaz “Hızlı Göz Hareketi” moduna giriyor ve dosyalama işleri bittiğinde rahatça kalkabiliyordu. Eğer herkes “Hızlı Göz Hareketi” moduna hızlıca girebilse, herkes daha az uyuyabilirdi.

Hızlı Göz Hareketi moduna girmenin sırrı ise gün içinde zihinsel ve fiziksel olarak yorulmaktı. Birçok insan sadece bir yönde yoruluyordu. Hızlıca uykunun beşinci aşamasına geçebilmek içinse hem zihinsel, hem de fiziksel olarak yorulmak gerekiyordu. Diyelim ki, bütün gün üniversite hazırlık problemi çözer gibi problem çözmek ve iki saat koşmak gerekiyordu ya da bunların alternatifleri. Uzun süre bir şey yazmak, bir konuşma yapmak, bisiklete binmek, spor salonuna gitmek, yük taşımak ve benzerleri. Kısa süre uyku uyumak için bunları bir gün yapmak da yetmiyordu. Sürekli yapmak gerekiyordu. Teori tersine çalışıyordu. Her iki yönden de çok yorulan insanların daha fazla uyuması ve dinlenmesi gerektiği düşünülüyordu; ama bu insanların hızlıca beşinci aşamaya geçebildikleri için daha az uyku onlara yetiyordu. Bir de zihinsel ve fiziksel olarak çok çalışarak üreten insanların başarı duygusu daha yüksekti. Bu da onlara fazladan enerji veriyordu. Lale, her gün çok miktarda kitap okumaya ve düzenli olarak spor yapmaya başladı. İki hafta sonra beş saatlik uyku ona yetmeye başlamıştı.

(Melih ARAT’dan alıntıdır.)

Previous Older Entries Next Newer Entries