İtalya Notları

İtalya gerçekten görülmesi gereken heryeri dolu dolu bir ülke. Eğer ilk yurtdışı deneyiminizse bundan sonra göreceğiniz ülkeleri o kadar da beğenmeyebilirsiniz benden söylemesi. Bir ülkenin her bir şehri bu kadar  farklı ve  güzel olabilir ancak! Heryeri tarih, özellikle de Roma… Adamlar gerçekten iyi sahip çıkmışlar. Evler 1200′ lerden kalma. “Evim eskidi, bir tadilat yaptırayım.” diyemiyorsunuz, hemen bir belediye görevlisi geliyor. Tadilatınızı onaylarsa yapabilirsiniz  fakat  onaylamazlarsa bir çivi bile çakamazsınız ona göre.
Biz turla gitmeyi tercih ettik; bir rehberimiz olsun, bizi güzel güzel gezdirsin diye… İlk olarak Roma Fiucimo Havaalanı’na indik.Orada bizi rehberimiz karşıladı.Bavullarımızla beraber hemen Vatikan’a doğru yola koyulduk.

DSC_0258

Vatikan Katolik dininin merkezi kabul edilen 0.44 km karelik alanda kurulu bir şehir devleti.Orada İtalyan kanunları değil, Vatikan kanunları geçerli.Devlet başkanı da Papa.Vatikan’ın, 100 kişilik İsviçre vatandaşı ve Katolik olması şart olan geleneksel giysili muhafızlardan oluşan küçük bir ordusu var.Ancak bu küçük orduya dahil olabilmek hiç kolay değil.
San Pietro Bazilikası, Hristyanlığın en büyük kilisesi,gerçekten çok büyüktü.Kilisesin üzerindeki heykellerde eski papalara ait, sağ ve sol üsttekiler ise azizlere ait heykeller..Zaten heykelcilik çok fazla gelişmiş İtalya’da.

DSC_0229

Tepedeki heykeller ölen papaların heykelleri.

DSC_0199

Bunlar da sevimli rahibeler ve İsviçreli Muhafızlar.
Fontana de Trevi (Trevi Çeşmesi) : Hepimiz bu çeşmeyi aşk çeşmesi olarak biliyoruz.Yanlız çeşmeye aşk çeşmesi diyen tek millet bizmişiz 🙂 Sanırım böyle bir isim vermemizde Roma’nın sürekli aşk filmlerine konu olması ve özellikle de Fellini’nin “La Dolce Vita” filminde havuzun içinde çekilen sahnenin büyük bir payı var. Bazı iddialara göre üç yolun kavşağında olduğu için, bazı iddialara göre üç yeraltı suyu bu noktada toplandığı için Trevi Çeşmesi deniyor. Bir başka iddiaysa, çeşmeyi Papa’ya hoşluk olsun diye yaptıran ailenin soyadı Trevi olduğu için bu adı almış olduğudur.(Bize rehberimiz 3. rivayetin doğru olduğunu söyledi.)

DSC_0290
Çeşme dilek tutulan bir yer haline de gelmiş.Çeşmeye arkanızı dönüp sol omzunuzun üzerinden bir bozuk para atarsanız, bir gün Roma’ya geri dönersiniz. Bir tanenin yeterli olduğu düşünülse de birinci dileği kendiniz için, ikinciyi Roma’ya geri dönmek için atmanız gerektiği de söylentiler arasında.Hergün 3000 Euro bozuk para birikiyor havuzda.Söyletilere göre bu paralar fakirlere dağıtılıyor.

Bir sonraki durağımız;

 İspanyol Merdivenleri: Yapımı 1726 yılında tamamlanan ve 137 basamaktan oluşan bu merdivenler adını üst kısmında yer alan İspanyol Büyükelçiliği’nden alıyor.Herkes boşbulduğu basamağa oturup caddeden geçen insanları izliyor.Merdivenlerin hemen karşısında Gucci, Dior, Bulgari,Prada,Hermes,.. gibi lüks mağazaların sağlı sollu sıralandığı Via Condotti (Condotti Caddesi) bulunuyor.Bu mağazaları “Memleketidir, ucuz olur” filan sanmayın, çok fahiş fiyatları var.

DSC_0646

DSC_0322
Gelelim Colleseum‘a … Kolezyum, dünyadaki en büyük amfi tiyatrodur ve Roma mimari ve mühendisliğinin en önemli eseri olarak kabul edilir.Devasa bir yapı… Bazı kısımları hasar görmüş olsa bile bence kalan hali bile fazlasıyla iyi korunduğunu gösteriyor.Kolezyum’un içerisine girmek isterseniz (ki bence girin) bilet 12 euro civarıydı.Roma Pass aldıysanız ücretsiz olarak ve sıra beklemeksizin girebilirsiniz.

 DSC_0626

DSC_0604

Piazza Venezia (Venedik Meydanı): Burası 1880’li yıllarda yapıldığı için Romalılara göre şehrin tarihi dokusunu bozuyor.Çoğusu bu anıtı sevmiyor, şehrin takma dişlerine benzetiyorlar.Gerçekten de fazlasyla beyaz bir anıt:)

DSC_0272

ve Pantheon ;
Panteon, antik Roma döneminden kalan ve en iyi şekilde korunmuş bir tapınaktır. MS 118 – 125 yılları arasında o adamlar o devasa yapıyı nasıl yapmış etmiş insan şaşırıp kalıyor.

DSC_0545

Genel izlenimlerim ve tavsiyelerim:
Roma’da heryerde pizza ve makarna yiyebilirsiniz bütün yediklerimi beğendim ben.Dondurmacılar da çok yaygın ve çok fazla çeşit var.Mutlaka tatmanızı öneririm.(alkollü dondurmalar da var.Limoncello ve Tiramisu)
Suların da iki çeşidi var.Biri gazli dedikleri sodaya benzeyen birşey, diğeri bizim normal su (naturalle).Heeee bu arada, Roma’daki bütün çeşmelerden su içiliyor onu da söyleyeyim.Bulduğunuz çeşmeden şişenizi doldurun.Yalnız diğer şehirlerde bu kadar fazla çeşme yok ve içtiğiniz her 0.5 ‘ik suya 1 euro vermek zorunda kalacaksınız.

Roma’da daha doğrusu İtalya’da çok nadir umumi tuvalet görürsünüz.Bu yüzden cafeler büyük kurtarıcı oluyor.Bazı cafe ve restorantlarda lavaboda musluğu açamazsanız lavabonun altına doğru bakın, orada bir pedal göreceksiniz.Ona ayağınızı bastığınızda su akacaktr.(Bana çok ilginç gelmişti.)

Restorantlarda Copierto denilen (koparmaktan geliyor heralde 🙂 ) masa işgaliye parası alıyorlar.Bu oturarak yemek yediğiniz çoğu yerde var.Ama bazı yerde az bazı yerde çok olabiliyor.Fazla turistik yerlerde kişi başı 5 euroya kadar çıkıyor.

Garsonlardan da öyle ilgi, güleryüz filan beklemeyin.Hizmet sektörü çok berbat.Garsonlarda bir afra tafra sormayın.Müşteri veli nimet filan değil. Fazla turistten bezginlik gelmiş adamlara.

Oteller de oranın 3 yıldızı bizim pansiyon havasında…Gerisini siz düşünün.

Ayrıca da süpermarket kültürü hiç yok.Büyük marketleri şehir dışına yakın yerlere koymuşlar.Turistleri rahat kazıklamak için.O yüzden, ola ki bir süpermarket görürseniz bol bol sandviç ve içecek alın çantanıza.

Aklıma gelenler şimdilik bunlar.Herkese rahatlıkla tavsiye edebileceğim harika bir tatil!

Venedik yazısında görüşmek üzere, hoşçakalın.

Reklamlar